Suriye Ekseninde Türkiye-ABD Stratejileri Bölüm: 4

“IŞİD’le Mücadele ve 82. İl Halep” Hedefli Dönem

Esad’ın Ankara’nın baskısıyla Suriye’nin kuzeyinden uzak tutulması en çok PYD ye yaradı. PYD 20 Ocak 2014’te Cizîrâ’de, 28 Ocak 2014’te Kobani’de ve 29 Ocak 2014’te Afrin’de kanton ilan etti.

Bu üç kanton yeni bir dönemi başlattı.

Diğer yandan IŞİD hızla büyüdü ve hem Suriye’de hem de Irak’ta önemli bir alana hükmetmeye başladı. Öyle ki PYD nin kanton ilan etmesinden beş ay sonra IŞİD Irak’ın en büyük şehirlerinden Musul’u işgal etti.

Bu durum bölgenin toplamı açısından yeni bir süreci başlattı:

1) IŞID’in Musul’u işgali ABD’ye yeniden Ortadoğu’ya dönme fırsatı yarattı.

2) IŞİD’in Musul’u işgalini fırsat bilen Barzani Kerkük’ü işgal etti.

3) IŞİD‘in Musul’u işgalini fırsat bilen Usame Nuceyfi, Iyad Allavi ve Tarık Haşimi Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’yi iktidarı bırakmaya zorladı ve Irak’ın birliği için uğraşan Maliki görevi bırakmak zorunda kaldı.

4) IŞİD’in Musul’u işgalini fırsat bilen Erdoğan ve Barzani, Maliki’nin uygulatmadığı “kaçak petrol anlaşmasını” yürürlüğe koydu.

5) IŞİD ‘in Musul’u işgali en sonunda Türkiye’yi ABD’yle İncirlik mutabakatı imzalamaya mecbur etti.

Ankara bu mutabakatla tıpkı 25 yıl önce Irak’ta olduğu gibi, bugün de Suriye’de Amerikan koridorunu inşa etme sürecine girmiş oldu. Tampon ya da güvenli bölge gibi talepler de bir önceki dönemde havuç olarak kullanılan “82. il Halep” argümanını yeniden devlet koridorlarında tedavüle soktu!

IŞİD’in Kobani’ye Saldırması

Suriye’ye Atlantik saldırısı ve Türkiye sınırları üzerinden bu ülkeye terörist akımı başladıktan 15 ay sonra Beşar Esad yönetimi daha iyi bir savunma hattı kurabilmek için zorunlu olarak ülkesinin kuzeyinden geriye doğru çekildi.

PYD daha sonra 28 Ocak 2014’te Kobani’yi kanton ilan etti. Bir hafta önce 20 Ocak 2014’te de Cizîrâ’yi kanton ilan etmişti.

IŞİD‘in 9 Haziran 2014’te Musul’u işgal etmesiyle bölgede Yeni dönem başladı. IŞİD üç ay sonra 16 Eylül 2014’te Kobani’ye saldırdı.

Kobani Basra’dan Doğu Akdeniz’e uzanması hedeflenen Amerikan koridoru açısından kritik bir önemdeydi ve savunulmalıydı.

Washington Ankara’dan şu taleplerde bulundu:

1) TSK IŞİD‘e karşı Kobani‘yi korumalı.

2) Ankara, PKK’nin Suriye kolu olan PYD’ye IŞİD‘e karşı kendisini Savunması için silah yardımı yapmalı ve PYD’nin askeri kanadı Olan YPG’yi eğitmeli.

3) Kobani ile PYD’nin diğer kantonları arasında IŞİD‘in tamamen hâkim olduğu Tel Abyad bölgesi bulunmaktadır. Bu nedenle Ankara, Kobani ile diğer kantonlar arasında ve Barzani bölgesi ile Kobani arasında Türkiye sınırlan içinden bir koridor açmalıdır.

Bu talepler ilgilileri tarafından sıra sıra dile getirildi: HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş AKP’den açıkça PKK’ye silah istedi. PYD ve KDP yetkilileri AKP’den koridor açmasını istedi. Hatta Türkiye’ye davet edilen PYD lideri Salih Müslim anlaştıklarını da söyledi.

Neticede ABD TSK’nin itirazlarına rağmen bastırarak AKP Hükümeti’nden bazı tavizler elde etti ve Kobani’de PYD’ye şu somut destekleri sağlamış oldu:

1) Havadan YPG’ye silah yardımı yaptı. Gerçi bu yardımın bir kısmının daha sonra “yanlışlıkla” IŞİD’e atıldığı ortaya çıktı.

Diğer yandan sonradan silahların parasını kimin verdiği tartışması yaşandı. PYD yetkilileri önce Celal Talabani’nin ödeme yaptığını açıkladılar. Barzani yönetiminin itirazı sonrasında yardımın bir bölümünün de KDP finansmanıyla sağlandığı açıklandı.

Öyle ya da böyle, en sonunda yardımı fiilen yapan ABD’ydi ve Washington’da artık PKK’nin Suriye kolu olan PYD’nin IŞİD‘e karşı ABD’nin kara gücü olduğu yazılıp çiziliyordu.

Fakat şu ayrıntı da unutulmamalı: Barzani yönetimi Ankara’nın IŞİD‘e karşı kendini koruması için Erbil’e silah yardımı yaptığım da açıklamıştı. Fakat Ankara, Musul Konsolosluğu personelinin 11 Haziran 2014’ten beri IŞİD‘in elinde rehin olması nedeniyle o günlerde bunun açıklanmasını istememişti. Acaba Erbil Türkiye’nin verdiği silahları Kobani’ye mi göndermişti?

2) AKP Hükümeti ABD’nin talebiyle Kobani’ye yardım için Türkiye toprakları üzerinden bir peşmerge koridoru açtı. Barzani’ye bağlı ilk peşmerge birliği, hem de 29 Ekim 2014 günü, silahlarıyla birlikte MİT korumasında Türkiye topraklarına konvoy halinde girdi ve Kobani’ye geçti.

3) Yine AKP Hükümeti MİT denetimindeki ÖSO gruplarını Kobani’yi savunmaya yönlendirdi.

4) ABD İncirlik’ten kalkan insansız hava araçlarının topladığı isdhbarata göre IŞİD hedeflerini vurdu.

5) TSK Kobani’nin tam karşısına konuşlanan 40 km menzilli Fırtına obüsleriyle IŞİD’i vurdu.

6) YPG’li yaralılar Türkiye’deki hastanelerde tedavi edildi.

7) Kızılay’ın yardım konvoyları Kobani’ye ulaştırıldı.

8) Kobani’den kaçanlara kucak açıldı.

Erdoğan’ın Kobani Tavrı

Erdoğan ABD’nin talebiyle Kobani’ye peşmerge koridoru açtı ve ÖSO’yu yardıma gönderdi, ama diğer yandan aslında IŞİD’in Kobani’de PYD’nin burnunu sürtmesini de istiyordu. Nitekim bu isteği çok tartışılan “Kobani düştü düşecek” sözlerine de yansıdı.

Evet, AKP Hükümeti PYD’nin, daha doğrusu Açılım’da müzakere ettiği PKK’nin burnunun sürtülmesini istiyordu. Şundan:

1) Yenilen ya da en azından burnu sürtülen PKK’nin Açılım masasında eli zayıflayacaktır.

Böylece AKP masada daha güçlü hale gelecek ve PKK’yle müzakereyi daha kontrol edilebilir şekilde yürütecektir.

2) Yenilen ya da en azından burnu sürtülen PKK, Barzani’ye de mecbur kalacaktır. Barzani bu vesileyle PKK’nin sokmadığı Suriye’ye girebilecek ve özerkliğe ortak olabilecektir. PKK o nedenle Türkiye’den Kobani’ye peşmerge koridoru açmasından ziyade silah desteği istemiştir.

Erdoğan’ın bu taktik hamlesine PKK’nin taktik yanıtı “ayaklanma” oldu! Kobani olayları nedeniyle Türkiye’nin güneydoğusunda küçük çaplı bir ayaklanma başladı ve tarihe 6-7 Ekim 2014 olayları diye geçen olaylarda 50 yurttaşımız öldü.

Erdoğan ve AKP Hükümeti “halkı isyana çağırdığı” için HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı, HDP de “Kobani düştü düşecek” diyerek bölge halkını tahrik ettiği iddiasıyla Erdoğan’ı suçladı.

Erdoğan aylar sonra “Kobani düştü düşecek” sözlerinin çarpıtıldığını savundu. Bunu neden o sırada değil de, ama tam da o sözlerin söylendiği sırada gerçekte nelerin yaşandığına bir bakalım.

Obama’nın IŞİD‘le Mücadele Temsilci Yardımcısı Brett McGurk, Temsilci Iohn Allen ile birlikte süreci bizzat yöneten ve gelişmelere en hâkim isimdi.

Brett McGurk’un şu açıklaması o günlerde hem ABD’nin hem de AKP’nin Kobani’ye bakışını özetliyordu:

“Özellikle kuzey Suriye’de Kobani’yle başlayarak -ki bunun hakkında konuşmaktan mutluyum- Suriyeli Kürt savaşçıların IŞİD‘e karşı had safhada etkili olduğunu gördük. Ve Türkiye dışında iyi anlaşılmadığını düşündüğüm bir husus şu: Kobani IŞİD‘in eline düşmek üzereydi. Kobani’de ki Suriyeli Kürtlere kentlerini savunmalarında yardım edeceğimize dair Başkan Obama Ekim ayında karar aldı. Bu kararı almasaydık, Kobani muhtemelen düşmüş olurdu. Ve Türkiye o sırada zaten 200.000 civarında mültecinin akınına uğramıştı. Son derece ciddi bir durumdaydı. Hatırlarsınız, ABD ordusu Kobani’ye çok kritik bir anda havadan silah yardımında bulundu. Ve Türkiye de peşmergelerin geçişine izin verdi. Evet, bu çok iyi bir nokta, çünkü tarihin anlatımında kayboluyor. Ve sonra Türkiye’ye geldik ve Türkiye ile müzakere ettik. Aslında General Allen ve ben buradaydık ve gece geç saate kadar Başbakan Davutoğlu ile Kobani’deki durumu konuştuk. Bir koridor açılmasına ihtiyaçları olduğunu konuştuk ve Türkiye hemen Kürt peşmergeler için koridor açmayı kabul etti. Sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile bu konuda çalışmak üzere Erbil’e gittik. Ve koridoru açtık. Bu koridor kritik bir zamanda Kobani’ye önemli miktarda cephane ve ağır silah sokmamıza izin verdi. Ve tüm bunlar hava operasyonumuzla birleşince Kobani’de durumun tersine dönmesine yardımcı oldu ve Türkiye tüm bunlar için çok önemliydi.”[1]

Twitter hesabımızı görmek için TIKLAYIN


[1] Verda Özer, “IŞİD’i Geriletmek ‘3 Yıl Alır’ Diyoruz”, Hürriyet, 15 Ağustos 2015, http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/verda-ozer_511/isid-i-geriletmek-3-yil-alir-diyoruz_29817513

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir