Suriye Ekseninde Türkiye-ABD Stratejileri Bölüm:1

Arap Baharı

Suriye ekseninde Türkiye-ABD stratejilerini anlamak için öncelikle Suriye’de ki kargaşa ortamının nasıl oluştuğunu, yani Arap baharının çıkış noktasını incelememiz gerekmektedir. Bu bağlamda makalenin girişinde Arap baharının çıkışını ve çıkmasında ki faktörleri inceleyeceğiz.

Arap Baharı’nın Çıkışı

Arap Baharı’nın Çıkışı: 26 yaşındaki Muhammed Buazizi üniversite mezunu işsiz bir gençti. Meyve ve sebze satarak geçimini sağlıyordu. Bir gün zabıtaların mallarına zorla el koyması ve onlardan tokat yemesi üzerine 17 Aralık 2010 da valilik önünde kendini yaktı. Buazizi hastaneye ağır yaralı olarak kaldırıldı ve bu durum başta üniversite mezunu işsiz gençler olmak üzere halkta büyük öfke yarattı.

Buazizi’nin 4 Ocak 2011 de ölmesiyle sadece Tunus da değil bölgedeki diğer ülkelerde de Arap halk ayaklanmalarının başlangıcı oldu. Sokaklara çıkan üniversite mezunu işsiz gençlerin protestoları kitlelerin büyük desteğini alınca eylemler daha da büyüdü ve 17 Ocak 2011 de Tunus da 33 yıldır iktidar da olan Zeynel Abidin Bin Ali yönetiminin son bulmasını sağladı.

Tunus da ki bu olaylar sonucunda, uzun yıllar boyunca protestolar yapan, tahrir meydanında 500 bin kişiyle eylem yapan ve kanla bastırılan Mısır halkının da öfkesini iyice alevlendirdi.

 25 Ocak 2011 den itibaren sokaklarda olan Mısır halkı, 30 yıldır iktidarda olan lideri hüsnü mübarek i hedef aldı.

ABD’nin Politikaları

ABD’nin Politikaları: Başlarda ABD Tunus’a kıyasla 8 kat daha fazla nüfusa sahip olan Mısırın sonunun aynı olmayacağını düşünüyordu. Ancak Mısır 10 yıldır çeşitli protestolara devam ediyordu ve Süveyş kanalı eylemleri nedeniyle alanlara alışık bir işçi sınıfı mevcuttu. Bu nedenle eylemler sistematik ve disiplinli bir şekilde gerçekleşmeye başladı ve artık başkent kahire dışındaki yerlere de sıçramaya başladı.

ABD’nin bu süreçteki stratejisi mübarek in verilip rejimin kalması yönündeydi. ABD’nin mübarekten vazgeçmesiyle 11 Şubat 2011 de Mübarek in sonu da tunusun devrik lideri gibi oldu.

ABD bu bahsettiğimiz gelişmeler karşısında üç önemli hamlede bulundu:

Birinci olarak kendine yakın siyasilerin iktidarda olduğu devletlerde ki ayaklanmalara soktuğu gruplarla halk hareketlerinin yönünü değiştirmeye ve eylemleri maniple etmeye çalıştı.

İkinci olarak mısırda olduğu gibi isimden vazgeçip rejimin kalmasını istedi.

Üçüncü olarak ise “Amerikan karşıtı” bilinen ülkelerde darbe kalkışması yaparak iktidar karşıtı kesimleri kışkırtmak istedi.

ABD’nin bu hamlelerine baktığımızda bizi daha fazla ilgilendiren hamlesi “Amerikan karşıtı” ülkelerde yaptığı kışkırtma hamlesidir.

ABD 14 Mart 2011 de İstanbul da “Değişim Liderleri Zirvesi”ni topladı. Dönem başbakanı Erdoğan “değişime yardımcı olmak, istikamet tavsiyelerinde bulunmakla mükellefiz” derken dönem dışişleri bakanı Davutoğlu “eğer aktif bir öncülükte değişim liderliği yürütemezsek, biz bu coğrafyada bu gelişmelerden en olumsuz etkilenen ülke oluruz”[1] uyarısını yaptı. Bu zirve sırasında ABD karşıtı rejimlerin olduğu Suriye ve Libya da kalkışmalara başlandı. Bu noktada vurgulamak gerekirse, aslında ABD tarafından her şey yolunda olsa da, Washington Irak’tan sonra 2006 yılında Suriye’ de Esad’ı devirmeye başlayacaktı. Sızdırılan WikiLeaks belgeleri de bunları doğruluyor


[1] “Davutoğlu’ndan Liderler Zirvesi’nde Değişim Dersi “, Yeni Şafak, 14 Mart 2011,http://www.yenisafak.com.tr/politika/davutoglundan-liderler-zirvesinde-degisim-dersi-308258

Suriye Ekseninde Türkiye-ABD Stratejileri Bölüm:1” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir